Kağıttan Gemi

      Kağıttan Gemi için 2 yorum

Kağıt Gemi

Cebindeki kağıdı ellerinin arasına aldı. Düzgünce katlamaya başladı. Bir süre sonra parmakları, kendi hafızaları varmışçasına katlama işine belleğinden bağımsız olarak devam etti. Şimdiye kadar yüzlerce kez yaptığı kağıttan gemi avucunun içindeydi.

Gölün kenarına yanaştı. Giysilerinin ıslanmasına aldırmayarak ufak gemiyi suyun üzerine bıraktı. Elleriyle teması kesilmeden önce gemiyi hafifçe itmeyi ihmal etmedi. Suya indiğinde, onu meydana getiren ellerin ve rüzgârın desteğini arkasında hisseden gemi bir müddet ilerledi. Minik, kağıttan geminin içinde hissetti kendini. Bu küçük gemi için içerisinde bulunduğu sular uçsuz bucaksız olmalıydı. Kendi yüzünde ipeksi bir dokunuş gibi olan esinti, kim bilir bu kağıttan gemi için ne büyük fırtınaların habercisiydi.

Hızını kaybetmeye başlayan gemi, önce yavaşladı. Bunun istemsiz bir yavaşlama olduğu her hâlinden belliydi. Yavaşladıkça su almaya başladı. Kendi boyutuna oranla devasa sularla arasındaki tek emniyetli yapı üzerinde birtakım kelimelerin yazılı olduğu kağıttan gövdesiydi. İçinde biriken suları taşıyamacak hâle geldiğince önce yan yattı. İçindeki sular üstünde yüzdüğü sulara karıştığında bir miktar kendini kurtarır gibi oldu. Son bir çabayla düzeltmeye çalışsa da gövdesini, suyun kuşatıcı etkisinden bir türlü sıyrılamadı. Her bir köşesi tamamen ıslandığında gölün suları onu içine çekmeye başladı. Derinlikler içerisinde gözden kaybolduğunda biraz önceki gemiden hiçbir iz kalmamıştı.

göl taşlar

Hafif bir meltem, dalgaları kıyıdaki irili ufaklı taşlarla buluşturuyordu. Eğilip birkaç tane taş aldı eline. Yıllar içerisinde pürüzsüz bir şekle bürünen taşları parmakları arasında gezdirdi. Kendi pürüzlerini düşündü. Hayatın üstünden akıp giderken bu pürüzleri neden alıp götürmediği merak etti. Biraz önce sulara gömülen kağıttan gemi geldi aklına. Yıllar önce hayatından çekip giden sevdiğini düşündü. Taşları sıktı avucunda. Sevdiğiyle sahillerden topladığı rengarenk taşlar geldi gözünün önüne. Evin bir odası kutu kutu taşla doluydu. Her tanıdığa gururla anlatacakları birer hikâye barındırıyordu bu taşlar. Kimi güney sahillerinin sıcaklığına kimi dağ başındaki bir gölün sessizliğine sahipti. Milyonlarca yıldır yaşayan ve belki de milyonlarca yıl daha yaşayacak bu taşlar, kısacık ömürlerinde bir nefeslik mola vermiş gibiydi.

Avucundaki taşları yavaşça ait olduğu yere bıraktı. Suyun üzerinde kağıt gemiden eser yoktu. Sevdiğinin son kelimelerini üzerinde taşıyan mektup, belki onu geri getirir diye kağıttan bir gemi olup yüzmüştü işte. Ama ne sevdiği ne de gemi artık geri gelmeyecekti. Esen rüzgâra kendi gözlerindeki yağmurla eşlik etti. Belki bu yaşlar yüreğindeki pürüzleri bir nebze giderirdi.

Kağıttan Gemi” hakkında 2 yorum:

  1. Hatice

    Bu kadar yaşatarak anlatılırdı. 😊Emeğinize sağlık. Kaleminize ve yüreğinize kuvvet. Ben kendimi kağıttan gemi yi izleyen değilde, tam olarak o geminin kendisi gibi hissettim okurken. Binbir emekle başlayıp, yol alıp en küçük rüzgarda alabora olan bir gemi gibi. Kısaca sı çok güzel olmuş. Başarılarınızın devamı dileğiyle.

    Cevapla
    1. zaferb Metnin yazarı

      Kıymetli yorumunuz için teşekkür ederim. 🙂
      Hayat kimi zaman beklediğimiz kimi zamansa habersiz gelen fırtınalarla dolu. Galiba fırtınalarla sulara gömülmek değil, fırtına dindikten sonra ayağa kalkmak için hiçbir şey yapmamak yenilgi diye adlandırılmalı. Bu yüzden mücadeleye devam. 🙂

      Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir